Bilge bir kaplumbağa, bir pandaya şöyle diyordu:
“Olmuş olanla ve olacak olanla çok fazla ilgilisin…
Bir söz vardır:
Dün artık tarih oldu, yarın ise bir bilmece. Ama bugün sana hediyedir. Bunun kıymetini bilmek gerekir.”
Bu sözleri hemen alıp yazıyorum zihnimin sayfalarına; aynı zamanda buraya da.
Yazdıkça hoşuma gidiyor ve hoşuma gittikçe yazıyorum.
Yazdıkça derinleşiyor, güzelleşiyor, anlamlanıyor düşüncelerim; aynı zamanda duygularım, gördüklerim, okuduklarım ve konuştuklarım da.
Umarım Tanrı-yazar kompleksine tutulmayacağım.
Güzel bir söz daha yazayım o zaman buraya, aynı zamanda zihnimin sayfalarına:
“Yaşamak üzerine çok düşünüyorsun, biraz da yaşa.”
Dünya duruyor ve ben anda kalıyorum; ömrü kısa, renkli bir kelebek gibi.
Bu gece öleceğimi bilsem bile güleceğim.
Bu gece öleceğimi bilsem yine sabah kalktığımda bir bardak su içeceğim, kulaklığımı takacağım ve koşacağım.
Kulağımda en sevdiğim şarkılar… Yemyeşil ağaçlar ve masmavi gökyüzü arasında bir yerlerde koşacağım.
Kulağımda en sevdiğim şarkı:
“Yeri gelir geri gelir içimdeki çocuk.
Filizlenir ormanlarım yine.
Mazeretim yok, pişman değilim.
Kendim gibiyim.
Deli deli desinler isterlerse.
Kusura bile bakabilirler.
Mazeretim yok, kendim gibiyim.
Hiç pişman değiliiiim…”
Şöyle ki; bir kelebek kadar hafif hissediyorum.
Başkalarının sorumluluğunu üstlenmiyorum artık. Aşırı düşünmüyorum, kaybetmekten korkmuyorum. İstemediğim konular hakkında konuşmuyor ve beni rahatsız eden insanlardan uzaklaşıyorum.
Okuduğum bir yazıyı daha hayat mottosu olarak belirliyorum kendime:
“Olmayanı bırakmak,
Olanın tadını çıkarmak,
Olacak olana inanmak.
Ve bir cümle de kendim ekliyorum.
Şükür etmek.
Aslında bu kadar basit.
Fakat bizler insanız; duygularımız var, korkularımız var, acılarımız ve zaaflarımız var.
Mümkün olduğu kadar dengede kalmalıyız.
Mümkün olduğu kadar anda kalmalıyız.
“Neredeyim?” diye soruyorum kendime.
Şimdiki zamandayım.
Onu sormuyorum aslında.
“Şu an neredeyim?” diyorum.
Birazdan simsiyah gökyüzünün derinliklerine havalanacak herhangi bir uçağın içerisinde.
“Yolculuk nereye?” diye soruyorum kendime.
“Toprağın sessizliğine…” diyorum.
Başkası sorsa “İzmir.” deyip gülümserdim.
Aslında herkesin yolculuğu oraya. Bazılarının yolu uzun, bazılarının kısa.
Herkesin yolu, bahtı güzel olsun.
Sağlıkla kalın.