Beyaz bir güvercinsin, avuçlarımda narin bir şekilde tuttuğum.
Birazdan bana yaptırmadığın o son konuşmayı yapacağım, avuçlarımda tuttuğum seninle. Ettirmediğin o vedayı en güzel şekilde edeceğim. Bugün günlerden senden sonra. Sen artık sen değilsin benim gözümde.
Önceleri yere göğe sığdıramadığım bir melek; sonra bir doz aldığımda beni göklere çıkaran sen, uzun vadede de solunum depresyonu yaratan bir morfin.
Daha sonra alttan tekrar tekrar aldığım bir ders.
Ve senden sonra; senden sonra bir teori, bir öğreti, bir tecrübe.
Şimdi ise beyaz bir güvercin. Birazdan o güzel kanatlarını ağır ağır açıp, bir an için toprağın sessizliğinden gökyüzünün derinliklerine çırpacaksın. Hoşça kal diyeceğim. Hoşça kal.
Sen özgürlüğe kanat çırparken, kanatlarının arasında süzülen rüzgâr bir an için benim ruhumda dolaşacak.
Yasaklandın, hep saklandın.
Bu kalpten kovuldun sen.
Sana kalsa veda bile edemezdim.
Bir şey söyleyeyim mi? “Edemezsin.” dediğin her şeyi ettim. Bence de iyi ettim.